“Artık Onlar Bundan Sonra Hangi Hadise İnanacaklar?”

Giriş
Hadis inkarcıları, Kur’an-ı Kerim’den başka herhangi bir kaynağın dinde delil olamayacağını söylemekte ve bu iddialarına çok tuhaf gerekçeler getirebilmektedirler. Bunlardan birisi de üzerinde durduğumuz “hangi hadise inanacaklar?” meselesidir.
Şöyle ki onlar, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan “hangi hadise inanacaklar?” şeklinde tercüme etmeyi sevdikleri bazı ayetlerden hareketle, hadis-i şeriflerin bizzat Kur’an-ı Kerim tarafından yasaklandığını, tek hadisin Kur’an olduğunu söylemektedirler. İlk kez duyanların yüzünde tebessüm oluşturan bu iddiaya gerekçe olarak getirdikleri ayetler şöyledir:
فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ
«Onlar artık ondan (Kur’an’dan) sonra hangi hadise inanacaklar?» (Mürselât Sûresi, 50)
تِلْكَ اٰيَاتُ اللّٰهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّۚ فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَ اللّٰهِ وَاٰيَاتِه۪ يُؤْمِنُونَ
«İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir. Onları sana gerçek olarak okuyoruz. Artık Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi hadise inanacaklar?» (Câsiye Sûresi, 6)
Hadis inkarcılarına göre bu ayet-i kerimeler, mucizevi bir şekilde(!) hadis-i şerifleri kesin bir şekilde reddetmektedir. Hatta kendilerine önder kabul ettikleri birisi çıkmış olduğu bir programda hiç yüzü kızarmadan şu cümleyi söyleyebilmiştir: “Rahman’ı Rahman diye tercüme ediyorsun da hadisi neden hadis diye tercüme etmiyorsun?”
Bu sözün manası şudur: “Mehmet’i Mehmet diye tercüme ediyorsun da “tree” kelimesini neden “ağaç” olarak tercüme ediyorsun?” Maalesef muhataplarımız özel isimle cins ismin arasını dahi ayıramamaktadır.
“Hadis” Kelimesinin Muhtelif Anlamları
“H-d-s” fiili lügatte, olmayan bir şeyin meydana çıkması manasına gelmektedir. Hadis de aynı kökten gelen bir kelime olup ağızlardan, bir kelamdan sonra başka bir kelamın çıkması manasındadır.[1] Hadis kelimesi yerine göre “söz ve haber” gibi manalara gelebilmekte olup misalleri birazdan verilecektir.
Bir kelimeye her bağlamda aynı manaya vermek de tamamen bağımsız anlamlar yüklemek de ilmî bir tavır olmaktan uzaktır. Kelimelerin sahip oldukları lügavî anlamlardan doğru olanı tespit etmek, cümlenin içindeki konumu ile doğrudan ilişkilidir.
Sözgelimi d-r-b fiilinin manası, “dövmek”ten ibaret denilip Kur’an-ı Kerim’de d-r-b kökünden gelen her fiile şiddet içerikli mana verildiği takdirde “kadınların başörtülerini yakaları üzerinden sarkıtmaları”[2] değil de yakaları üzerinden vurmaları gibi komik bir mana verilmesi lazım gelecektir ki bunun ciddiye alınmayacağı aşikardır.
Hadis inkarcıları da ayetlerin bağlamından kolaylıkla yüz çevirebilmekte ve yerine göre “söz” ve “haber” anlamına gelen bu kelimeye mana verirken keyfe keder iş yapabilmektedirler.
Haber” Manasında Kullanımına Örnekler
وَهَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ
«Mûsâ’nın haberi (hadisi) sana ulaştı mı?» (Tâhâ Sûresi, 9)
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ
«(Ey Muhammed!) İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi (hadisi) sana geldi mi?» (Zâriyât Sûresi, 24)
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ
«Orduların haberi sana geldi mi?» (Burûc Sûresi, 17)
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ
«Dehşeti her şeyi kaplayan felaketin haberi sana geldi mi?» (Gâşiye Sûresi, 1)
Görüldüğü üzere bu ayetlerdeki “hadis” kelimesi “haber” manasında kullanılmaktadır.
“Söz” Manasında Kullanımı
يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثًا۟
«O kıyamet günü, Allah’ı inkâr edip Peygamber’e isyan edenler, yer yarılıp içine girmiş olmayı isterler ve Allah’tan hiçbir söz (hadis) gizleyemezler.» (Nisâ Sûresi, 42)
اَوَلَمْ يَنْظُرُوا ف۪ي مَلَكُوتِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۙ وَاَنْ عَسٰٓى اَنْ يَكُونَ قَدِ اقْتَرَبَ اَجَلُهُمْۚ فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ
«Onlar göklerdeki ve yerdeki sınırsız hükümranlık ve nizama, Allah’ın yarattığı her şeye, ecellerinin yaklaşmış olabileceğine hiç bakmadılar mı? Peki, bundan sonra artık hangi söze (hadise) inanacaklar?» (A‘râf Sûresi, 185)
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَيَجْمَعَنَّكُمْ اِلٰى يَوْمِ الْقِيٰمَةِ لَا رَيْبَ ف۪يهِۜ وَمَنْ اَصْدَقُ مِنَ اللّٰهِ حَد۪يثًا۟
«Allah’tan başka ilah yoktur, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet günü, sizi mutlaka toplayacaktır. Allah’tan daha doğru sözlü (hadisli) kim olabilir?» (Nisâ Sûresi, 87)
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ
«İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri (hadisleri) satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.» (Lokman Sûresi, 6)
فَلْيَأْتُوا بِحَد۪يثٍ مِثْلِه۪ٓ اِنْ كَانُوا صَادِق۪ينَۜ
«Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun (Kur’an) gibi bir söz (hadis) getirsinler!» (Tûr Sûresi, 34)
Hadis inkarcılarının istismar ettikleri ayetlerden biri de budur. Onlara göre hadisler ayet, ayetler de hadistir. Zira onlara göre Kur’an, hadis-i şeriflerin varlığını iddia eden Sünnîlere meydan okumaktadır.
Halbuki bir önceki ayette Cenab-ı Allah: «Yoksa, “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.» (Tûr Sûresi, 33) buyurmaktadır.
Yani ayet, Kur’an’ı peygamber kendisi yazıyor tarzında iftira atan müşriklere karşı bir meydan okumaktan ibarettir.
فَلَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ عَلٰٓى اٰثَارِهِمْ اِنْ لَمْ يُؤْمِنُوا بِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَسَفًا
«Demek sen, bu söze (Kur’an’a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek âdeta kendini tüketeceksin!» (Kehf Sûresi, 6)
Şayet biz de hadis inkarcıları gibi tutarsız davransaydık bu ayetin manasının “hadis-i şeriflere inanmazlarsa…” şeklinde olduğunu söylerdik. Zira ayette “bihâzâ’l-hadîsi” ifadesi yer almaktadır. Neyse ki onlar gibi usûlsüz davranıp hakikatten yüz çevirmeyecek ve ayetteki “hadis” kelimesinin manasının “söz” yani “Kur’an” olduğunu söyleyeceğiz.
اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا
«Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, “Bu, Allah’tandır” derler. Onlara bir kötülük gelirse, “Bu, senin yüzündendir” derler. (Ey Muhammed!) De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü (hadisi) anlamıyorlar!» (Nisâ Sûresi, 78)
Görüldüğü üzere bu ayet-i kerimede “hadisleri anlamayan” topluluğa Cenab-ı Allah sitem etmektedir. O yüzden hadis inkarcısı arkadaşları tez vakitte hadis-i şeriflere iman etmeye davet ediyoruz!
Netice
Kur’an-Sünnet-İcma ve Kıyas’ı merkeze almadan yapılacak her yorum ve atılacak her bir adımın sonu hiç şüphesiz bidat ve dalalettir.
Yukarıdan beri vermiş olduğumuz misallerde rahatlıkla açığa çıkmıştır ki hadis inkarcısı bu arkadaşlar ayetlere herhangi bir ilmî tavırla yaklaşmamakta, usûl gözetmemekte dolayısıyla hevalarından mana vermektedirler.
O zaman artık onların hangi hadisine/sözüne inanacağız?
[1] İbn Fâris, Mekâyisü’l-Lüga, 2/36.
[2] Bkz. Nûr Sûresi, 31’den.




