Soru-Cevap

Evrim Teorisi ve İslam -6-

Rafting Hipotezi ve Bilim Yobazları

Evrim Teorisi ve İslam -5- yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Rafting Hipotezi

Evrimci bilim adamları Güney Amerika’da bulunan maymun fosillerinden hareketle bu maymunların Afrika’dan Güney Amerika’ya nasıl geldikleri hususunda çıkmaza girerler ve bu durumu “rafting hipotezi” adı altında izah etmeye çalışırlar. Şöyle ki maymunlar, bir zamanlar sadece Afrika’da ön maymunlardan evrimleşmişler ve okyanusu aşarak Güney Amerika’ya yolculuk yapmışlardır.[1] Güney Amerika ile Afrika arasındaki mesafe ise 3000-10.000 km arasındadır. Dolayısıyla Afrika’dan yola çıkan bir maymun, pusulasız bir şekilde Atlas Okyanusu’nu geçmelidir. Tabii aylarca sürecek olan bu yolculukta açlıktan ölmemeleri ve hastalanmamaları da gerekmektedir. Aynı şekilde tek bir maymun da değil en az bir dişi bir de erkek maymun olmalıdır. Keza gemilerin bile batabildiği o dev fırtınalarda sandallarının batmaması da hatırımızda bulunmalıdır.

Evet, bu anlattığımız herhangi bir çocuk masalı olmayan fakat çocukların dahi inanmayacağı ama buna rağmen bilim(!) çevresinde kabul görmüş meşhur bir hikayedir. Her ne kadar John G. Fleagle ve Christoper C. Gilbert gibi konu üzerinde fikir yürüten evrimci araştırmacılar rafting hipotezinin mümkün olmadığını itiraf etseler de yine de bu hipotezin Güney Amerika’daki maymunların evrimini açıklamak için en muhtemel, en geçerli senaryo olduğunu savunurlar.[2] Bu arada Güney Amerika’daki tek sorun sadece maymunların oraya nasıl gittikleri değildir. Güney Amerika’daki kertenkele ve büyük kemirici hayvanların varlığı,[3] Madagaskar’daki arı, lemur ve diğer memelilerin mevcudiyeti,[4] farklı farklı adalarda ortaya çıkan fil fosillerinin bulunması,[5] bazı dinozor türlerinin de Kuzey Amerika’dan Afrika’ya kadar yüzüp orada yer etmiş olabileceği iddiaları da[6] ciddi birer sorun olarak karşılarında durmaktadır.

İki şeyin arasını iyi ayırmamız gerekmektedir. Kimse teknolojik gelişmelere ve ilerlemelere düşman değildir. Ama karşımıza bilim tepsisi içinde Afrika’da ortaya çıkmış bir maymunun odunlardan sal yapıp koca Atlas Okyanusu’nu aşarak Güney Afrika’dan 10 bin km uzaklıktaki Amerika kıtasına yolculuk yaptığını, zürafaların ağaçların yüksek dallarından elmaları yerken boyunlarının uzadığını, sinek yakalama derdine düşmüş birkaç kertenkelenin ön ayaklarıyla sinek tutayım derken kanatlandığını ve zamanla kuşa dönüştüğünü ve bunlara benzer nice masalları sunarsanız, bizim bunları bilim diye kabul etmemiz şöyle dursun bunlar, makarasını yapmaktan bile geri durmayacağımız hikayeler olarak kalacaktır.

Bilim Yobazları ve Buna Karşı Direnç Çabaları

Bilim adamlarından -bilhassa evrimci bilim adamlarından- her fırsatta objektiflikten, bilimden, bilgiden ve delilden yana olduklarını vurgulayan ifadelerini görmekte ve okumaktayız. Lakin üzülerek ifade etmeliyiz ki bu doğru değildir. Aşağıda getireceğimiz nakillerde görüleceği üzere evrimcilerin büyük bir kısmı son derece öfkeli, yeni fikirlere ve tartışmaya kapalı, dogmatik bir iman ile bu teoriye inanmaktadırlar.

Amerikalı moleküler biyolog Jonathan Wells 2000 yılında yayımlanan Icons of Evolution adlı kitabında bu zorlayıcı mekanizmalardan şöyle söz eder: “Dogmatik Darwinistler işe kanıtlar hakkında dar bir yorum empoze ederek ve bunu bilim yapmanın tek yolu olarak göstererek başlarlar. Bunun ardından eleştiri getirenler bilimsel olmamakla damgalanır. Yazdıkları makaleler yönetim kurullarında dogmatik evrimcilerin hâkim olduğu önde gelen bilim dergileri tarafından reddedilir. Kendilerine gelen bilimsel projeleri ön yorum için dogmatik evrimcilere yollayan devlet kurumları ise evrim teorisine eleştiri getirenlere fon sağlamazlar. Sonuçta evrimi eleştirenler bilimsel camiadan tamamen dışlanır. Bu süreç içinde Darwinist bakış açısı aleyhinde deliller yok edilir. Güçlüler karşısındaki şahitlerin susturulması gibi… Bu durum, gangster çetesine şahitlik edenlerin ortadan kaldırılmasına benzer. Bazen de deliller özelleşmiş teknik bilim dergilerinin içine gömülür. Öyle ki bunları buradan ancak kararlı bir araştırmacı bulup çıkarabilir. Eleştiri getirenler susturulduktan ve karşı deliller gömüldükten sonra artık dogmatik evrimciler teorileri hakkında bilimsel bir tartışma bulunmadığını ve aleyhinde de bir delil olmadığını ilan ederler.”[7]

Darwinci evrimin dogmatik savunucuları sadece Amerikan üniversitelerini kontrol etmekle kalmaz aynı zamanda çoğu halk okulu üzerine koca bir gücü ellerinde tutarlar. Ulusal Bilim Eğitim Merkezi (NCSE) Darwinci evrime karşı sınıf içi eleştirileri engellemek için yerel okullara baskı uygular. Mesela geçtiğimiz yıllarda Washington’da lise öğretmeni Roger de Hart evrim teorisini objektif olarak değerlendirirken evrimin zayıf bir teori olduğunu söylediği için, Minnesota’da Rodney le Vake isimli bir biyoloji öğretmeni evrimin kanıtları hakkında şüpheleri olduğunu söylediği için, Teksas’ta Allison Jackson isimli biyoloji öğretmeni evrimi eleştirdiği için, Mississippi’de kimya profesörü Prof. Dr. Nancy Bryson evrimin yetersiz olduğunu derste ifade ettiği için okullarından atılmışlardır. Bu konuya tepki olarak “akademik özgürlük” adı altında Discovery Institute Bilimsel Araştırma Kuruluşu imza kampanyası düzenlemiştir. Asıl şaşılacak mesele ise şudur: 1987 yılında bilimin öncüsü sayılan ABD’deki yüksek mahkeme, yaratılışı ima eden evrim teorisi dışındaki veya aleyhindeki teorilerin devlet okullarında öğretilmesini mahkeme kararıyla yasaklamıştır.[8]

Eugenie Scott, okullarda evrim teorisinin yanında bu teorinin alternatifi olacak teorilerin de öğretilip öğretilmemesi tartışmasına yönelik olarak “evrim teorisinin bilimsel bir gerçek olduğunu, bu teoriden şüphe etmenin bilimsel bir cinayet olacağını ve ‘Dünya düzdür’ iddiasıyla eş değer olacağını” ifade etmiştir.[9] Casey Luskin bir makalesinde bu ifadenin, birçok bilim insanının akademik kariyerini kurtarmak adına evrim teorisini kabul etmesi için yeterli bir sebep olduğunu belirtir.[10] Bu baskı ve zorbalıklara rağmen evrim karşıtlarının sayısında da artış devam etmektedir. Mesela 1935’te Brigham Young üniversitesinde insanın evrimini reddedenlerin oranı %36 iken bu oran 1973’te %81’e çıkmıştır.[11]

Larry Hatfield şöyle demektedir: “Evrimi tamamen reddeden bilim adamları içimizdeki en hızlı büyüyen azınlıktır ki bunların önemli bir kısmı da alanlarının gayet saygın isimleridir.[12]

İngiliz materyalist fizikçi Henry Lipson insaflı bir şekilde şu itirafta bulunmaktadır: “Eğer canlılık, atomların, doğa güçlerinin ve radyasyonun karşılıklı etkileşimleri sonucu oluşmamışsa nasıl oluşmuştur? Sanırım tek kabul edilebilir açıklamanın yaratılış olduğunu kabul etmeliyiz. Bundan ne kendim ne de fizikçiler hoşlanmaktadır. Ancak eğer bir teoriyi (yaratılışı) bilimsel deliller destekliyorsa o teoriyi sırf hoşlanmadığımız için reddedemeyiz. Aslında evrim bir anlamda bilimsel din haline geldi, hemen hemen tüm bilim adamları bunu kabul etti ve birçoğu onunla uyması için gözlemlerini eğip bükmeye hazırlandılar.”[13]

Bradley, evrimcilerin imanı hakkında şöyle söylemektedir: “Sanırım hayatın natüralistik bir biçimde ortaya çıktığına inananlar, mantıken bir akıllı tasarımcının olduğunu çıkarsayanlara nazaran çok daha fazla imanlarıyla hareket ediyorlar.”[14]

Amerikalı felsefeci Norman Geisler de evrim hakkında şu tespiti yapmaktadır: “Evrim teorisinin prensiplerine göre, daha iyi bir çözüm bulana kadar evrimin doğru olduğu kabul edilecektir. Ancak bilim böyle yapılmaz. Bu savunmada evrime, bilimde yeri olmayan özel bir konum verilmiştir. Teorilere önceden özel bir konum atfedilemez. Sırf bir alternatif henüz ileri sürülmediği için onların muhakkak doğru olduğu ileri sürülemez. Dahası, henüz yanlışlanamadıkları için doğru oldukları da varsayılamaz. Böyle bir yaklaşım, bilimsel değildir.”[15]

Wells şöyle diyor: “Şunu gitgide daha iyi anlıyorum ki bu, empirik bilim maskesi altına saklanmış materyalist bir felsefedir.”[16]

Lee Strobel şöyle der: “Evrimi reddedenler sadece dindarlar değildir. Nobel kimya ödüllü Henry F. Schafer, Rice üniversitesinden James Tour, selüler ve moleküler psikoloji profesörü Fred Figworth bunlardan sadece bazıları.”[17]

Darwinizm’in baskı ve zorbalıklarına rağmen dünyanın birçok üniversitesinden yaklaşık 900 bilim insanı Darwinizm’e Bilimsel Bir Muhalefet (A Scientific Dissent From Darwinism) adı altında kurulan bildiriye imza attılar.[18]

Bunlar elbette buzdağının görünen kısmından ibaret. Epistemik cemaatin saldırılarından korkan ve bu yüzden görüşünü söylemeye çekinen birçok bilim insanının varlığı da gizli olan bir şey değildir.

Devam edecek…


[1] Zihlman, Human Evolution Coloring Book, s. 4-11.

[2] Fleagle and Gilbert, “Biogeography of Primate Evolution”, s. 394.

[3] John C. Briggs, Global Biogeography, s. 93.

[4] Susan Fuller, Michael Schwarz and Simon Tierney, “Phylogenetics of the Allodapine Bee Genus Braunsapis: Historical Biogeography and Long-Range Dispersal Over Water”, s. 2135.

[5] Richard John Huggett, Fundementals of Biogeography, s. 39.

[6] More Just – So Rafting Stories: This Time Dinosaurs, www.evolutionnews.org, son erişim: 9 Kasım 2020.

[7] J. Wells, Icons of Evolution, Science or Myth? Çev. Orhan Düz, Evrimin İkonları, Bilim mi Mit mi?, s. 216-218.

[8] Stephen C. Meyer, A Scientific History of the Theory of Intelligent Design.

[9] Karl W. Giberson, Saving Darwin: How to be a Christian and Believe in Evolution, p. 53, 2008.

[10] Casey Luskin, “The Top Ten Scientific Problems with Biological and Chemical Evolution

[11] Ronald L. Numbers, Creationism in 20 th Century America, s. 544.

[12]A Scientific Dissent From Darwinism” (Ekim 2001)

[13] H. S. Lipson, a.g.e, s. 138.

[14] Lee Strobel, The Case of Faith, s. 108.

[15] N. L. Geisler and R. M. Brooks, a.g.e, s. 95-96.

[16] Lee Strobel, a.g.e, s. 57.

[17] Lee Strobel, Hani Tanrı Ölmüştü?, s. 46.

[18] https://www.discovery.org/m/securepdfs/2023/05/Scientific-Dissent-List-05012023-2.pdf (Son erişim 9.02.2024)

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu