Soru-Cevap

İslâm Hak Din ise Müslümanlar Neden Bu Hâlde?

Son iki yüzyıldan itibaren İslam coğrafyasının teknoloji alanında geri kalmasıyla bu soru gündeme gelmeye başlamış ve bazı kimselerin zihinlerini meşgul etmiştir. Zira söz konusu soruda Müslümanların geri kalmasının sebebi İslam’a bağlanmış ve geri bırakan bir dinin “hak din” olamayacağı iddiası dile getirilmiştir. Esasında bu sorunun felsefî olarak son derece zayıf bir temele oturtulduğunu görmek okuyucuya zor gelmese gerektir. Zira bir inanç veya fikir, mensupları üzerinden değil, savunmuş olduğu değerler üzerinde tartışılmalıdır. Bu yüzden komünizmi tenkit etmek için Stalin’e veya kapitalizmi eleştirmek için sanayi devrimi İngiltere’sine ihtiyaç duyulmaz. O fikrin varlık anlayışı, bilgi felsefesi, ahlakı ve siyaseti gibi fenomenlerine bakılır. Bunlarla ilgilenmeyip, şahısların karakterleri üzerinden bir fikre hücum etmek ciddiyetten uzak bir tutumdur.

Meseleye bu cihetten bakacak olursak İslam, Müslümanların savunma sanayisi ile ilgilenmemelerini mi yoksa gücümüzün yettiğince kuvvet hazırlamayı mı emreder?[1] Tabiat ile hiç alakadar olmamamızı mı yoksa göklerin ve yerin yaratılışına, güneşe, aya, bitkilere, yağmurlara bakıp üzerinde tefekkür etmemizi mi söyler?[2]

İslam, kilisenin aksine bilimle hiçbir zaman sorun yaşamamıştır. Güneş merkezli evren modelini savunduğu için engizisyon mahkemelerinde yargılanan Galileo gibi örneklere İslam coğrafyasında rastlanmaz. Bilakis bir seneyi üç yüz altmış beş gün olarak hesaplayan Bettânî’yi, “x” ifadesini ilk kez kullanan Harezmî’yi, dünya haritasını ilk kez çizen Pîrî Reis’i yetiştiren İslam medeniyetidir.

İslam Son Üç Yüzyıldan mı İbarettir?

İslam’ı, son üç asırdaki haline bakarak tenkit etmek sığ bir düşüncenin neticesidir. Zira bu din on yedinci yüzyılda inmemiştir. Tarihinde hiçbir siyasi başarısı olmayan Arap toplumunu, on beş- yirmi sene içinde dünyanın iki büyük süper güçlerinden biri olan Sasani Devleti’ni fetheden, diğer süper gücü olan Bizans’ı da ciddi manada zayıf bir hale getiren tek dinamizm İslam’dır. Hemen ardından batıda Endülüs’e kadar giden, doğuda Çin sınırına dayanan medeniyet ve fütuhatın yegâne âmili İslam’dır. On yedinci yüzyıla kadar dünyanın en büyük üç devletini sayacak olsak muhakkak ikisi İslam devleti olacaktır. Dolayısıyla Müslümanların maalesef birkaç yüzyıldır sürekli zulme maruz kalmaları, ekonomik olarak zayıf düşmeleri İslam ile nasıl bağdaştırılabilir? Böyle bir sebep-sonuç ilişkisi ne kadar tutarlı olacaktır? Tarih ortada iken günümüzde Müslümanların bu vaziyette olmasının sebebi İslam’a nasıl mâl edilebilir? Şunu da unutmamak gerekir ki mağlubun durumunun çok kötü olması galibin ahlaksızlığını gösterir.

Sonuç olarak son birkaç yüzyıla bakarak “İslam bizi geri bırakıyor” önermesinde bulunmak ya tarihî bir şuursuzluk ya da art niyetlilikten başka bir şey olmayacaktır.


[1] Enfâl, 60.

[2] Âl-î İmran, 191; Nahl, 11; Nahl, 69; Nûr, 43.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu