Soru-Cevap

“6 Gün”de Yaratmak Ne Demek?

Soru: Allah’ın kâinatı “6 gün”de yaratmasını nasıl anlamalıyız?

Cevap: Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’in muhtelif yerlerinde kâinatı “6 gün”de yarattığını belirtmiştir. Bir misal verecek olursak: “Andolsun, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize bir yorgunluk da dokunmadı.”[1] (Kâf, 38) ayetini zikredebiliriz.

Bu duruma iki şekilde itiraz edilmektedir;

  1. Altı günde yaratılması, yani bugünkü haline 6 günde gelmesi modern bilime zıttır. Zira modern bilime göre kâinatın ömrü 13,7 milyar senedir.
  2. Dilese bir anda yaratabilecekken neden bu yaratılış 6 gün sürmüştür?

İlk meseleden başlayacak olursak, ayette yer alan ifadenin Arapçası “yevm”dir. Bu kelime “gün” manasına geldiği gibi, “devre” manasında hatta “an” manasına da[2] gelebilmektedir.

Gün, Dünyanın Dönüşüyle Alakalıdır

Gün dediğimiz hâdise, dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle alakalıdır. Bu sayede güneşin doğudan doğup, batıdan battığını görürüz ve buna “gün” deriz. Eğer “sitteti eyyâm” ifadesine “altı gün” manası verirsek ve bununla da bildiğimiz “gün”ü anlarsak, o zaman alem yaratılmadan önce dünya ve güneşin var olduğu neticesine ulaşırız ki mananın bu olmadığı açıktır.

O zaman “yevm” ifadesine “devir” manasını takdir etmek ve ayetin manasının da Allah’ın alemi “altı devirde/aşamada” yarattığını söylemek daha isabetli olabilir. Doğrusunu Allah bilir. [3]

“Gün”ün Uzunluğunu Yalnızca Allah Bilir

Şunu da ifade edelim ki “yevm” den maksat “gün” olsa bile bunun nasıl bir gün olduğunu bilme imkânımız yoktur. Söz gelimi dünyamızda bir gün yirmi dört saat iken Jüpiter’de on saattir. Venüs’te ise bir gün 243 dünya gününe denk uzunluktadır. Daha kendi güneş sistemimizde bile böyle âfâki farklar bulunuyorsa Cenab-ı Allah’ın “gün”den kastının ne kadar uzun bir zaman olacağı hakkında bilgimiz yoktur. Dolayısıyla “6 gün”ün ifade ettiği zaman dilimi milyarlarca seneyi bile kapsayabilir.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Allah katında “bir gün” duruma göre bin sene (Secde, 5), elli bin sene (Mearic, 4) ve “bir an” olarak (Rahman, 29) kullanılmaktadır. Buna göre Cenab-ı Allah’ın ölçülerine göre “gün”, değişkenlik gösteren ve miktarını ancak kendisinin bilebileceği bir zaman sürecidir.

Neden “6 Gün”?

İkinci itiraza gelince, Cenab-ı Hakk neden “bir anda” değil de “6 gün”de yaratmayı tercih etmiştir? Bu, ilk bakışta kafa karıştıracak bir soruya benzese de aslında üzerinde biraz düşünüldüğünde böyle olmadığı görülecektir.

Allah Teala adeti gereği varlığı gerek başlangıcında gerek günümüzde bir anda kemâle erdirmemektedir. Bebekler bir günde büyümemekte, meyveler bir saniyede olmamaktadır. Bunun yerine yüce Allah sistemler ve kanunlar yaratmış, o kanunları da bizatihi kendisi işleterek varlığı meydana getirmiş ve getirmektedir.

Peki bu sistemlerin faydası nedir? Çok açık ifade edelim ki bu sistemler olmasaydı hiçbir bilimden bahsedemezdik. Uzaktaki gezegenlerin mesafesini hesaplayamaz, teknolojik aletleri geliştirmek için formüller üretemezdik. Dolayısıyla ilimlerin oluşup gelişmesi sistemlerin vücuduna bağlıdır. İşte bu sistemde de tekâmül zamanla gerçekleşmektedir. İlim tahsili uzun soluklu bir gayretten sonra netice verir, devletler zamanla büyür ve güçlenir, kurulan bir şirket zamanla olgunlaşır,

Cenab-ı Hakk da kâinatı belli bir zaman diliminde yarattığını Kur’an’da ifade buyurarak bize aceleci olmamayı, işlerimizi teenni ile yapmayı, muvaffakiyetin bu şekilde gerçekleşeceğini öğretmektedir.

Uzun Zamana Yaymak İlmin Kemalini Gösterir

Şu da var ki insanlar kısa vadeli plan yapabilirken uzun vadeli planda zorlanırlar. En büyük devletler dahi 100 yıllık planların ötesinde fikir yürütemezler. Cenab-ı Allah’ın, varlığı bir anda değil de bu kadar uzun bir zamana yayarak yaratmış ve yaratacak olması O’nun zaman ve mekândan münezzeh olduğunu gösterdiği gibi ilminin ve kudretinin kemâlini de ispat etmektedir.


[1]Kur’an’ın mucizelerinden biri de Tevrat ve İncil’in tahrif olunmuş yerlerini düzeltmesidir. Mesela Tevrat’ta da evrenin altı günde yaratılmış olduğu, bununla beraber yedinci gün Allah’ın dinlenmeye çekildiği yer almaktadır. (Tevrat, Tekvin 2:2-3) Halbuki Allah yorulmak ve dinlenmekten münezzehtir. O yüzden Kur’an, ilgili ayetin sonunda “Bize bir yorgunluk dokunmadı” diyerek bu noktaya dikkat çekmiştir.

[2]Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an (yevm) yeni bir ilâhî tasarruftadır.” (Rahman, 29) Bu ayette “yevm” kelimesi “an” manasında kullanılmıştır.

[3] İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, Dâru’t-Tunusiyye li’n-Neşr, 8/162.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu