MakalelerTasavvuf

Mevlânâ Hâlid (Kuddise Sirruhu)’nun Eserleri -1-

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) Farsça, Arapça ve Kürtçe olmak üzere onlarca eser telif etmiştir. Bunlardan bir kısmı neşredilmiş, bir kısmı da tahkikli bir şekilde neşredilmeyi beklemektedir. Çoğu günümüze ulaşan eserleri şunlardır:

1. er-Risâletü’l-Hâlidiyye

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû), Risâle fi’t-Tarîk de denen bu risâleyi Arapça olarak kaleme almıştır. İcmâlî olarak Nakşî-Hâlidî yolun edeplerinden bahseden eser, yazıldığı günden itibaren tekke ve medreselerin vazgeçilmez kaynağı olmuştur.

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) mukaddimede şu ifadeleri kullanmaktadır: “Bil ki, bâtın ehlinden, hatta Peygamberler’den (salâvâtullâhi ‘alâ nebiyyinâ ve aleyhim ecmaîn) feyiz almak iki şeye bağlıdır. -Bazıları üç şeye bağlı olduğunu söylemişlerdir-. Birinci ihlâs, ikincisi edeptir. Çünkü feyiz sadece Allah dostlarının kalplerinden alınır. Onların kalpleri de kendilerine karşı ihlâslı olmayan ve edepsizlik yapanlara yönelmez. Üçüncüsü ise Allah dostlarını sevmektir. Çünkü sevmek, feyzin artmasına sebeptir. Bu üç unsur müridde artarak devam ettiği sürece kuşkusuz mürşidden alınan feyiz de artmaya devam edecektir.”[1]

Eserde sırasıyla şu konular işlenmektedir: 1. Niyet edebi, 2. Rabıta ve şeyhin hizmetine gitme edebi, 3. Mürşidin huzurunda durma edebi, 4. Mürşid ile konuşma edebi, 5. Mürşide hizmet edebi, 6. İhlâs, talep ve feyiz almak için kalbi kalbi hazırlama edebi, 7. Vird, hatm-i hâce ve mürşidi ziyaret etme edebi, 8. Seyr u sülûk ve nefis ile mücahede edebi.

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) mukaddimede toplam sekiz ana başlıkta ele alınan edepleri kısaca zikrettiğini, ta ki diğer edeplerin de bunlara kıyas edilerek bilinebileceğini, ayrıca bu edepleri zikretmenin selef-i sâlihînin yolundan gitme anlamı taşıdığını bildirmektedir. Seyr u sülûk ve nefis ile mücahede edebi başlığı altında toplam yirmi bir madde saydıktan sonra, eseri sefer halinde yazdığını, o yüzden yazılanla iktifa edileceğini bildirerek risaleyi sonlandırmaktadır.

Kütüphanelerimizde (Süleymaniye Ktp., Düğümlü Baba, nr. 318; Amasya İl Halk Ktp., 1637/1 vd.) yazma nüshaları bulunan eserin Arapça aslı Bulak’ta (1262) ve Kazan’da Hizâne Matbaası’nda (1309/1890) basılmıştır. Ayrıca 1841 (h. 1257) yılında Şerif Ahmed b. Ali tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Yazmaları da bulunan (Y. İslâm Enstitüsü Ktp., nr. 535) Türkçe tercümesi defalarca basılmıştır. İsmailağa Telif Heyeti tarafından tercüme edilen eser İsmailağa Yayınları tarafından Risâle-i Râbıta ile birlikte neşredilmiştir.[2]

Risâle-i Hâlidiyye Tercümesi (Y. İslâm Enstitüsü Ktp., nr. 535)

Risâle-i Hâlidiyye (Hizâne Matbaası, Kazan 1309/1890)

 

Risâle-i Hâlidiyye (Süleymaniye Ktp., Düğümlü Baba, nr. 318)

 

 2. Buğyetü’l-Vâcid fî Mektûbâti Mevlânâ Hâlid

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun mürid ve halifelerine yazdığı, çoğu Arapça bir bölümü Farsça mektuplardan oluşan eseridir. Eserin içeriği genelde irşad ve tebliğ olmakla birlikte birçok kelâmî ve fıkhî konuya değinmektedir. Eser, yeğeni Muhammed Esad Sahibzâde’nin mektupları derlemesiyle oluşmuştur.

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun eserde en çok üzerinde durduğu ilkeler, şeriate bağlılık, sünnet-i seniyyeyi ihya edip bidatlerden uzak durmak ve devamlı Cenâbı Hakk’a yönelmektir. Baştan sona edepten ibaret olan mektuplarından birinde şu ifadeleri kullanmaktadır: “Kuşkusuz bütün tarikatlarda –bahusus Tarikat-ı Nakşibendiyye’de- en önemli edepler Şeriat-ı garraya sımsıkı yapışmak, sıkıntı halinde sabretmek, rahatlıkta şükretmek, sünnet-i seniyyeyi ihya etmek, bidatlerden uzak durmak ve devamlı boyun kırıklığıyla Allah Teâlâ’ya yönelmektir…”[3]

Eser Şam’da Terakkî Matbaası’nda (1334) basılmıştır. Ayrıca Muhammed Ali Karadağî tarafından farklı bir tertip yöntemi kullanılarak neşredilmiştir. Eserin Süleymaniye (H. Hayri-H. Abdi, nr. 56/8) başta olmak üzere farklı kütüphanelerde yazmaları bulunmaktadır. Ayrıca Türkçe’ye de tercüme edilmiştir.

Mektûbât-ı Mevlânâ Hâlid (Süleymaniye Ktp., H. Hayri-H. Abdi, nr. 56/8)

Mektûbât-ı Mevlânâ Hâlid

 3. Talikât ‘alâ Hâşiyeti’s-Siyâlkûtî

Bu eser Hindistanlı alim Siyâlkûtî’nin (v. 1067/0657) Şerhu’l-Akâid haşiyesi Hayâlî üzerine yazdığı haşiyenin talikâtıdır. Asıl metin Ebû Hafs Ömer en-Nesefî’ye (v. 537/1142), Şerhu’l-Akâid ise Sa‘düddîn et-Taftâzânî’ye (v. 792/1390) aittir. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) notlarını önce ders verdiği esnada Siyâlkûtî haşiyesi üzerine almış, akabinde Şam’a gittikten sonra bir araya getirerek eserini meydana getirmiştir.

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) eserinde sarfî, nahvî, iştikâkî bilgilerden en derin kelâmî bilgilere kadar birçok malumat vermektedir. Yeri geldiğinde Mutezile, Mürcie, Mücessime gibi sapık fırkaların Ehl-i Sünnet’e muhalif oldukları mevzuları beyan etmektedir. Talikât olmasına rağmen İbn Ebî Şerîf’ten (v. 956/1500) Zeynüddîn Irâkî’ye (v. 806/1404), Seyyid Şerîf Cürcânî’den (v. 816/1413) Şihâbüddîn Sühreverdî’ye (v. 632/1234) kadar geniş yelpazeli bir edebiyatı istihdam ettiği görülmektedir.

Eser ilk olarak Sultan Abdülmecid döneminde Matbaa-i Âmire’de (İstanbul, 1259/1843) 130 sayfa olarak el-İkdü’l-Cevherî ile birlikte basılmıştır. Daha sonra da 1307 yılında Matbaatü’l-Âlem’de 109 sayfa olarak basılmıştır.

Talikât ‘alâ Hâşiyeti’s-Siyâlkûtî (Matbaa-i Âmire, İstanbul 1259/1843)

 4. Risâletü’r-Râbıta

Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) rabıta hakkında kaleme aldığı bu eserde Tarikat-ı Nakşibendiyye’de asıl rükün kabul edilen rabıtanın Teâlâ’ya ulaşmakta en büyük sebep olduğunu delilleriyle tasrih etmektedir.[4] Esere Kur’ân-ı Kerîm’den deliller ile başlayan Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû), Hâce Ubeydullah Ahrâr (kuddise sirruhû)’nun “Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve sadıklarla beraber olunuz.”[5] âyet-i celîlesi ile ilgili şu sözlerini zikretmiştir: “Âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’ın (celle celâluhû) kelâmında emredilen ‘sadıklarla beraber olmak’ iki şekilde mümkün olur: zahiren veya manen beraber olmak.” Sonra da manen beraber olmayı da rabıta olarak tefsir etmiştir.

 Sonrasında Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) şu ifadeleri kullanmaktadır: “Rabıtayı inkâr eden kimse evliyaya inanıyorsa onlar rabıtanın güzel ve çok büyük faydasının olduğunu açıkça bildirmişler, bu konuda ittifak etmişlerdir. Nitekim onların kudsî sözlerini araştıran ve hoş sohbetlerinin kokusunu alanlar için bu aşikârdır. Eğer evliyaya inanmıyorsa şeriat imamlarının, usûl ve furû‘ fıkıh âlimlerinin sözlerine inanması gerekir. Dört mezhebden birçok imam sarâhaten veya işâreten rabıtanın varlığını kabul etmişlerdir.”[6]

Daha sonrasında Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) dört mezhep âlimlerinden deliller zikretmektedir: Ekmelüddîn el-Bâbertî’nin (v. 786/1384) Şerhu Meşârıkı’l-Envâr’ından, el-Eşbâh ve’n-Nazâir muhaşşîsi Ahmed el-Hamevî’nin (v. 1098/1687) Nefahâtü’l-Kurb ve’l-İttisâl’inden, İmam Gazzâlî’nin (v. 505/1111) İhyâu ‘Ulûmi’d-Dîn’inden, İbn Hacer el-Mekkî’nin (v. 974/1567) el-Αâb Şerhu’l-Ubâb ve Eşrefü’l-Vesâil ilâ fehmi’ş-Şemâil’inden, Celâlüddîn es-Suyûtî’nin (v. 911/1505) el-Müncelî fî Tatavvuri’l-Velî’sinden, Tâcüddîn es-Sübkî’nin (v. 71/1370) Tabakâtü’ş-Şâfi‘iyyeti’l-Kübrâ’sından, İmam Şa‘rânî’nin (v. 973/1565) en-Nefahâhü’l-Kudsiyye’sinden, Seyyid Şerîf el-Cürcânî’nin (v. 816/1413) Şerhu’l-Mevâkıf’ından ve diğer eserlerden deliller getirmiştir. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) eserin sonunda usandırmaktan ve yormaktan korktuğu için bu kadarla iktifa ettiğini, yoksa daha geniş bir eser telif etmeyi düşündüğünü belirtmiştir.

Beyazıt (Beyazıd, nr. 8005) ve Süleymaniye’de (Yazma Bağışlar, nr. 2759) de yazmaları bulunan eser Türkçe’ye tercüme edilerek Aşir Efendi Matbaası’nda (İstanbul, 1284/1867), Kazan’da (1309/1890) ve Şam’da (1334/1916) basılmıştır. Ayrıca İsmailağa Telif Heyeti tarafından tercüme edilerek İsmailağa Yayınları tarafından Risâle-i Hâlidiyye ile birlikte neşredilmiştir.

Risâletü’r-Râbıta (Süleymaniye Ktp., Murad Buhari, nr. 166)

Risâletü’r-Râbıta (Hâmişte)

Risâletü’r-Râbıta (Erzurum İl Halk Ktp., nr. 2316)

Devam edecek…


[1] Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî, er-Risâletü’l-Hâlidiyye, Süleymaniye Ktp., Düğümlü Baba, nr. 318, vr. 1b.

[2] Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî, Risâle-i Hâlidiyye ve Risâle-i Râbıta Tercümesi, trc. İsmailağa Telif Heyeti, İsmailağa Yayınları, İstanbul 2017.

[3] Sâhibzâde, Muhammed Esad, Buğyetü’l-Vâcid fî Mektûbâti Mevlânâ Hâlid, Mektebetü Seyda, s. 84.

[4] Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî, Risâletü’r-Râbıta, Süleymaniye Ktp., Murad Buhari, nr. 166, vr. 1b.

[5] Tevbe Sûresi, 119.

[6] Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî, Risâle-i Hâlidiyye ve Risâle-i Râbıta Tercümesi, s. 97.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu