Soru-Cevap

Kur’an’da Neden Arap Yarımadası Dışındaki Canlılardan Bahsedilmemektedir?

Bu soruyu soranlar, Kur’an’da penguen, kanguru, kutup ayısı gibi Arap coğrafyasında yaşamayan hayvanların yer almamasını, bu kitabın -haşa- Hz. Muhammed (aleyhissalatü vesselam) tarafından yazıldığına gerekçe göstermektedir. Hatta bazıları bu soruyu biraz daha genişletip Kur’an’da neden bilgisayardan, uzay gemisinden falan bahsedilmediğini de sorabilmektedir.

Aslında bu soru, ilk kez duyanlar tarafından haliyle garip karşılanmaktadır. Zira hacmi sınırlı olan bir kitabın, her şeyi detaylı bir şekilde barındırması nasıl mümkün olabilir?

Tüm Matematiksel Problemler Bir Kitapta Toplanabilir mi?

Matematiğin muhtemel tüm problemlerini ve cevaplarını tek bir kitapta toplanması gibi bir şey söz konusu olabilir mi?  Böyle bir şey olamayacağı gibi, böyle bir beklenti de söz konusu olmamalıdır. Zira matematik, sorun çözerken formülü verir ve o formül neticesinde binlerce soru çözülebilir. Tek tek her bir sorunun ve cevabının zikredilmesine ihtiyaç duyulmaz.

Kur’an İlkeyi Verip Detayı İnsanlara Bırakır

Kur’an da tıpkı matematik gibi üslup olarak ilkeyi vermekte, detayları insanlara bırakmaktadır. Mesela, Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah’ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah’ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size ‘eksiksiz olarak ödenir’ ve siz haksızlığa uğratılmazsınız. (Enfal, 60) ayetinde Cenab-ı Allah “gücümüzün yettiği kadar kuvvet” hazırlamamızı emretmiş, ardından da “savaş atlarını” misal olarak vermiştir.

Şimdi bu ayete bakıp savaşta sadece at kullanmamız gerektiği neticesi mi çıkmaktadır? O zamanki toplum kılıç ve ok gibi aletler de kullanmıyor muydu? İşte Kur’an “gücünüzün yettiği kadar” ifadesi ile zaten bunları kapsamış olmaktadır.

Aynı şekilde Şüphesiz hayvanlarda da sizin için bir ibret vardır.” (Nahl, 66) ayeti tüm hayvanları kapsamakta iken, detaylı olarak kanguru, yengeç, penguen, papağan ve benzeri tek tek tüm hayvanları zikretmeye gerek var mıdır?

Bir Müslüman bülbülün ötüşündeki o müthiş tınıyı duyduğunda, Kur’an’da “bülbül” kelimesi yer almıyor diye ona ibret nazarıyla bakıp tefekkür etmeyecek midir? Elbette bu komik bir iddiadır.

Kur’an-ı Kerîm tüm peygamberleri bile zikretmemişken[1], nasıl olur da tüm hayvanlardan, tüm teknolojik gelişmelerden bahsetmesi beklenebilir?

Kur’an O Dönemin Arapçası ile İndirilmiştir

Bir başka açıdan bakacak olursak Kur’an, o dönemin Arapçası ile indirilmiştir. Hal böyle olunca mesajını o dönemin Arapçası ile iletmesi gerekir. Yedinci yüzyılda da bu hayvanlar henüz o toplum tarafından bilinmediğinden, dolayısıyla dillerinde herhangi bir karşılığı da olmadığından Kur’an’da bunun ifadesi nasıl beklenebilir?

Kutup Ayısı Hangi Kelime ile İfade Edilebilir?

Sözgelimi, ateistler Kur’an’da kutup ayısının yazmasını istiyor. Peki onlara soralım, bu hangi kelime ile ifade edilecektir? Araplarda herhangi bir karşılığı olmayan kelime kullanılması hikmete ne kadar uygun olacaktır?

Bu noktada belki bize; “kelime kullanılmayabilir, ama en azından tasvir edilebilirdi” şeklinde bir itiraz yapılabilir. Evet bu mümkündür, fakat böyle bir ihtiyaç söz konusu değildir. Çünkü öyle tasvirler o zamanki mesajı güçlendirecek mahiyette değildir.

Peki modern döneme hitap etmesi açısından herhangi bir faydası olmaz mıydı? Mesela dinozorun bizatihi isminin yer alması değil de keskin dişli, kocaman kertenkeleler şeklinde tasvir edilse, bu 21. Yüzyılda yaşayan kimseler için bir delil teşkil etmez miydi?

Evet, Müslümanlar için birçok delilden sonra belki ziyade bir delil olabilirdi. Fakat ateistler bu tarz tasvirler için mitolojik canlılar demekle yetinecek, onları tatmin etmeyecekti.

Zira Kur’an’da yer alan bazı bilimsel mucizeler hakkında, aslında o ayetin amacının bilimsel bir hakikat olmadığı, başka bir mana ifade ettiğini söylemeleri[2], dinozor tasvirleri için de “mit” veya “hayal gücü” yorumunda bulunacaklarını göstermektedir.

Kur’an’ın Amacı Ne?

Son olarak şunu söyleyelim ki her kitabın bir amacı vardır. Hukuk kitabında hücrenin yapısı aranmadığı gibi, biyoloji kitabında da kira akdi yer almaz.

Kur’an bir zooloji kitabı değildir ki içinde her hayvandan bahsedilsin. Veya bir teknoloji kitabı değildir ki içinde uzay mekiği geçsin.

Kur’an-ı Kerîm, insanlara yol göstermek, hidayete eriştirmek ve dünyanın imtihan yurdu olup, ebedi hayat olan ahiretin nasıl kazanılacağını göstermek için Allah Teala tarafından indirilmiş bir kitaptır. Dolayısıyla ihtiva ettiği mevzular gayesine muvafık, ihtiva etmedikleri ise şânına gölge düşürecek mahiyette değildir.


[1] Mü’min, 78

[2] Zâriyat, 47 ayetinde yer alan “göğün genişlemesi” ifadesine karşı göstermiş oldukları direnç bunu açık bir şekilde göstermektedir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu