
Mevlânâ Hâlid (Kuddise Sirruhu)’nun Eserleri -1- yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz
5. el-‘İkdü’l-Cevherî fi’l-Fark beyne Kesbeyi’l-Mâturîdî ve’l-Eş‘arî
Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) bu eseri Şam’da Şerhu’l-Akâid okuturken talebelerin ihtiyaç duyması üzerine kaleme almıştır. Diğer adı Risâle fî Tahkîki’l-İrâdeti’l-Cüz’iyye’dir.[1] Eser, isminden de anlaşılacağı üzere iki hak itikadî mezhep olan Maturîdiyye ve Eş‘ariyye’nin kesb ve irâde-i cüz’iyye konusundaki görüş farklılıklarını ortaya koymaktadır. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) yer yer Ehl-i Sünnet dışı mezheplerin de görüşlerini zikrettiği eserinde iki mezhepten herhangi birine bağlı olmadan tarafsız olarak konuyu işlemektedir. Eserin baş tarafında Cebriyye, Eş‘ariyye, Mu‘tezile, Felâsife ve Mâturidiyye’nin ihtiyârî fiiller ile alakalı görüşlerini zikretmektedir. Bu eseri, Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun itikâdî mezheplerin her birinin literatürüne hakim olduğunun en önemli göstergesidir.
Eserin üç tane şerhi vardır: 1. es-Simtu’l-‘Abkarî fî Şerhi’l-‘İkdi’l-Cevherî: Abdülhamid Harpûtî’nin (v. 1830/1902) yazdığı bu şerh İstanbul’da (1305/1887) basılmıştır. 2. Ahsenü’l-Makâl fî Şerhi Risâleti Halkı’l-A’mâl: İbrahim Fasih Hayderî’nin yazdığı bu şerh Bağdat’ta (1387/1967) basılmıştır. 3. el-Minhatü’l-Vehbiyye fî Şerhi’l-İrâdeti’l-Cüz’iyye: Molla Abdullah el-Bîtevâtî tarafından yazılan şerh Bağdat’ta (1347/1929) basılmıştır.
Süleymaniye’de (Hacı Mahmud Efendi, nr. 1459; Bağdatlı Vehbi, nr. 2120) yazmaları bulunan eser Matbaa-i Âmire’de (İstanbul, 1259/1843) ve Sarıgezde Matbaası’nda (İstanbul, 1291/1874) basılmıştır.

el-‘İkdü’l-Cevherî fi’l-Fark beyne Kesbeyi’l-Mâturîdî ve’l-Eş‘arî (Melik Suûd Üniversitesi Ktp., nr. 6495)

el-‘İkdü’l-Cevherî (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 1459)

es-Simtu’l-‘Abkarî fî Şerhi’l-‘İkdi’l-Cevherî (İstanbul, 1305/1887)
6. Dîvân
Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun çoğu Farsça, bir kısmı da Arapça ve Kürtçe yazdığı şiirlerinden oluşan eseridir. Bîdil ve Mîr Derd gibi Hint şairlerin etkisinin sezildiği Farsça gazellerin bir kısmı Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun hayal dünyasını yansıtan inceliklerle doludur. Derûnî manalar içeren eser edebî açıdan hayrette bırakacak kadar güzeldir.[2] Eser Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun tasavvuf dünyasının bir özeti niteliğinde olmakla birlikte gençliği, hac yolculuğu, Hindistan seferi ve şeyhine kavuşması ile alakalı verdiği bilgilerden dolayı çok önemli bir yere sahiptir. Süleymaniye’den Hindistan’a kadar uğradığı yerleri ve başından geçen olayları anlattığı, Abdullah-ı Dehlevî (kuddise sirruhû)’ya ulaştığı için Allah Teâlâ’ya şükrettiği Arapça kasidesinin ilk beyti şöyledir:
كملتْ مسافةُ كعبةِ الآمالِ
حمداً لمن قد منَّ بالإكمالِ
“Arzuların kıblesine giden yolun mesafesi sona erdi. Bu mesafeyi tamamlamayı ihsan eden Allah’a hamdolsun.”[3] Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) son olarak eserini Nakşibendî büyüklerinin isimlerini zikrederek bitirmektedir.
Süleymaniye’de (H. Hayri-H. Abdi, nr. 56/9; Mahmud Efendi, nr. 3758; İzmirli Hakkı, nr. 3404) yazması bulunan eser ilk olarak Matbaa-i Âmire’de (İstanbul, 1260/1844) basılmıştır. Basılı olan Dîvân’da toplam 1258 beyit vardır. Eserin Türkçe’ye tercüme, şerh ve tahkik çalışması yapılmıştır.

Dîvân (Süleymaniye Ktp., H. Hayri-H. Abdi, nr. 56/7)

Divân-ı Mevlânâ Hâlid
7. Câliyetü’l-Ekdâr ve’s-Seyfü’l-Bettâr fi’s-Salâti ale’l-Muhtâr
Mahiyeti dua, salavât ve ezkâr kitabı olan bu eser iki bölümden oluşmaktadır:
Birinci bölüm besmele, hamdele ve salveleden sonra kısa bir giriş ve “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.”[4] ayetinden oluşmakta, daha sonra Esmâ-i Hüsnâ sayılmaktadır. İkinci bölümde ise alfabetik olarak Bedir ashabının isimleri sayılmaktadır. Sonrasında künyeleriyle iştihar etmiş sahabîler alfabetik bir tertiple yazılmıştır.[5]
Eserin Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Hacı Mahmud Efendi, nr. 4121) yazma nüshası bulunmaktadır. 1321/1903 tarihinde istinsah edilmiş olan yazmalarından birisi Bağdat Vakıflar Genel Kütüphanesi’ndedir (nr. 36461). Bağdat’taki bir diğer nüshası da Saddam Hüseyin Yazma Eser Kütüphanesi’nde (nr. 12576) bulunmaktadır.

Câliyetü’l-Ekdâr ve’s-Seyfü’l-Bettâr fi’s-Salâti ale’l-Muhtâr (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 4121)
8. Risâle fî Âdâbi’z-Zikr li’l-Mürîdîn
Bu eser Nakşibendiyye Tarikatı’nın zikir çeşitleri ve edepleri hakkında kaleme alınmıştır. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) eserde öncelikle ism-i zât zikrinin nasıl uygulanacağını, daha sonra nefiy ve isbât metodunu anlatmaktadır. Dört unsur ve latifeler hakkında bilgi vermektedir.
Eserde zikir âdâbı dışındaki edeplerden de bahsedilmektedir. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) eserinin bu kısmında şunları kaleme almıştır: Zikir dışında da edepler bulunmaktadır: Devamlı abdestli durmak. Abdest şükür, işrâk, istihâre, kuşluk, evvâbîn ve teheccüd namazları kılmak. Cemaatle namaz kılmaya özen göstermek. Akşam ve yatsı namazları arasını zikirle ihyâ etmek. Bunlarla birlikte ikindi namazından sonra zikir ve rabıta ile meşgul olunursa amel tam olmuş olur. Mürid için bunlar gereklidir. Ayrıca Kur’ân ve sünnete ittiba etmesi, bidatleri yok etmesi gerekir.
Bu kısımdan sonra yeme içme adabından bahseden Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) müridin nerede olursa olsun kalbini edep üzere şeyhine rabtetmesinin öneminden bildirerek eserini sonlandırmaktadır.
Eser, Buğyetü’l-Vâcid’[6] eserinin içinde 65-68. sayfalar arasında ve Abdülkerîm Müderris’in Yâd-ı Merdân[7] isimli eserinin içinde 454-458. sayfalar arasında neşredilmiştir.
9. Şerh-i Hadis-i Cibrîl
Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) “İtikadnâme” ismiyle Farsça olarak kaleme aldığı bu eserinde “Cibrîl Hadisi”ni akaid, fıkıh ve tasavvuf açısından ele almış ve şerh etmiştir. Eserde önce iman şartlarından, sonrasında ise İslâm şartlarından bahsedilmektedir.
Eserin Süleymaniye’de (Esad Efendi, nr. 1215) yazması bulunmaktadır. Kemahlı Hacı Feyzullah Efendi eseri Ferâidü’l-Fevâid ismiyle Osmanlıca’ya çevirmiş ve Amentü şerhi edebiyatına katmıştır. Mezkûr tercüme Kahire’de (1313) basılmıştır. “el-Îmân ve’l-İslâm” adıyla yapılan Arapça çevirisi de Hakikat Kitabevi tarafından basılmıştır. Bu çalışma da Türkçe’ye tercüme edilerek neşredilmiştir.
10. Hâşiye ale’n-Nihâye li’r-Remlî
İmam Nevevî’nin (v. 676/1277) şafiî fıkhına dair Minhâcü’t-Tâlibîn adlı eserine Şemsüddîn er-Remlî’nin (v. 1004/1596) Nihâyetü’l-Muhtâc ismiyle yazdığı şerhin haşiyesidir. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) nüktelerle dolu bu haşiyesini cuma bahsine kadar yazmıştır.[8]
11. Şerhu Makâmâti’l-Harîrî
Mevlânâ Halid (kuddise sirruhû)’nun, Ebû Muhammed el-Harîrî’nin (v. 516/1122) toplumdaki eksikliklere dikkat çekmek amacıyla yazdığı hikayelerden oluşan meşhur eseri Makâmât üzerine yazdığı şerhtir. Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) bu eseri tamamlamamıştır.[9]
12. Hâşiye ‘alâ Cem‘i’l-Fevâid min Câmi‘i’l-Usûl ve Mecma‘i’z-Zevâid
Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun haşiyesini yaptığı eser Ebu Abdillah Muhammed b. Süleymân el-Mağribî er-Ravdânî’nin (v. 1094/1682) hadis sahasında yaptığı önemli bir derleme çalışmasıdır.
13. Şerhu’l-Akâidi’l-Adudiyye
el-Mevâkıf sahibi Adududdîn el-Îcî’nin (v. 756/1355) icmâ edilmiş olan akîde esaslarını içeren meşhur Akâid’i üzerine yapılan şerh çalışmasıdır. Bu eser günümüze ulaşmamıştır.
14. Risâle fî Âdâbi’l-Mürîd mea Şeyhihî
Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû) bu eserinde isminden de anlaşılacağı üzere müridin mürşidine karşı takınması gereken edeplere değinmektedir. Eser Kazan’da basılmıştır.
Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun bazı eserleri Molla Abdülkerîm Müderris tarafından derlenerek Yâd-ı Merdân adıyla neşredilmiştir. Sayılan bu eserler dışında Mevlânâ Hâlid (kuddise sirruhû)’nun bazı çalışmaları mevcuttur. Kâdî Beydâvî’nin (v. 685/1286) Tefsîr’i, İbn Hacer el-Heytemî’nin (v. 974/1567) Tuhfetü’l-Muhtâc’ı, Siyâlkûtî’nin (v. 1067/0657) Abdulğafûr tetimmesi, Cürcânî’nin (v. 816/1413) Şerhu’l-Mevâkıf ve Muhtasaru’l-Müntehâ haşiyesi, Taftazânî’nin (v. 792/1390) Şerhu’l-Mekâsıd’ı, Kutbuddîn er-Râzî’nin (v. 766/1365) Şerhu Metâli‘i’l-Envâr’ı, İbn Sînâ’nın (v. 428/1037) el-İşârât ve’t-Tenbîhât’ı, Nasîruddîn et-Tûsî’nin (v. 672/1274) et-Tezkira’sı gibi birçok eserde akılları hayrete düşürecek tahkîk ve tedkîkte bulunmuştur.[10]
[1] Müderris, Abdülkerîm, Yâd-ı Merdân, Bağdat 1979, s. 438.
[2] Mehmet Kubat, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, s. 111.
[3] Mevlânâ Hâlid en-Nakşibendî, Dîvân, haz. Abdülcebbâr Kavak, s. 641.
[4] Ahzâb Sûresi, 56.
[5] Abdülcebbar Kavak, Mevlânâ Hâlid-i Nakşibendî ve Hâlidîlik, s. 132-133.
[6] Sâhibzâde, Muhammed Esad, Buğyetü’l-Vâcid fî Mektûbâti Mevlânâ Hâlid, thk. Muhammed Ali el-Karadâğî, 2014.
[7] Müderris, Abdülkerîm, Yâd-ı Merdân, Bağdat 1979.
[8] el-Hânî, Abdülmecîd b. Muhammed, el-Hadâiku’l-Verdiyye, thk. Muhammed Hâlid el-Harse, Dâru’l-Beyrûtî, 1. Baskı, Dimaşk 1997, s. 716.
[9] el-Hânî, Muhammed b. Abdillah, el-Behcetü’s-Seniyye, Kastamonu İl Halk Ktp., nr. 2292.
[10] Hayderîzâde, el-Mecdü’t-Tâlid, s. 47; Mehmed Tâhir Efendi, Osmanlı Müellifleri, I/114; el-Hânî, el-Behcetü’s-Seniyye, Kastamonu İl Halk Ktp., nr. 2292; el-Hânî, el-Hadâiku’l-Verdiyye.





