MakalelerTefsir

Câmiu’l-Beyân an Tefsîri Âyi’l-Kur’ân (Taberî Tefsiri)

Rivayet Tefsirleri Tanıtımı -1-

Taberî Tefsiri (Câmiu’l-Beyân an Tefsîri Âyi’l-Kur’ân)

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, O’nun sevgili Rasülüne ve pak ehli beytine ve kıyamete kadar onun yolunu sürdürenlerin üzerine olsun. Bu eser İbn Cerîr et-“Taberî”nin (ö. 310/923) Kur’ân-ı Kerîm tefsiri olup «Câmiʿu’l-beyân fî tefsîri’l-Ḳurʾân» veya «Tefsîru İbn Cerîr», veya «Tefsîrü’ṭ-Ṭaberî» adlarıyla da bilinmektedir.

İmam Taberî fıkıhta müstakil mezhep sahibi olmasıyla beraber tefsir, kıraat, hadis ve tarih gibi ilimlerde de söz sahibi bir alimdir. Birçok ilim dalında eserler telif etmesiyle beraber, belki de onun bize ulaşan en kıymetli eseri bu Tefsir kitabıdır.

İmam Taberi’nin hayatını kaleme alan bütün eserler onun ve tefsirinin kadr-i kıymetini bildiren rivâyetlerle doludur.

Onlardan birkaç tanesi şöyledir;

Meşhur fakih Ebû Hamîd el-İsferâyinî (rahimehullah) şöyle der: “Bir kimse Taberî’nin tefsirini elde etmek için Çin’e kadar gitse, çok şey yapmış olmaz”[1]

İmam Nevevî (rahimehullah), Taberî tefsiri gibi bir tefsirin yazılmadığı söylemiştir.[2]

Suyûti de (rahimehullah) bu tefsir gibisinin yazılmadığı hususunda ümmetin ittifak ettiğini söylemiştir.[3]

İlim talebeleri, özellikle de tefsirle iştigal edenler için Câmiu’l-Beyân vazgeçilmez bir eserdir.

Taberî Tefsirinin Bazı Hususiyetleri

İmam Taberî’nin tefsirini ayrıcalıklı kılan başka bir husus da onun, kendinden önceki devirlerde yazılmış ve günümüze intikal etmemiş olan birçok eser için kaynak olmasıdır. Bundan dolayı Taberî tefsiri, lugat, tarih, fıkıh, kıraat, kelâm, nahiv ve Arap edebiyatı konularında araştırma yapmak isteyenler için de vazgeçilmez bir kaynaktır.

Musannif, tefsirinde sadece kendinden önceki devirlere ait bilgi ve haberleri toplayıp aktarmakla kalmamış, aynı zamanda kendi görüş ve tercihlerini zikrederek tefsirini ilmî araştırmalar için çok daha zengin bir kaynak haline getirmiştir.

Taberî’nin müfessirliğini, tefsirine yazmış olduğu mukaddimeyi tetkik etmekle de anlayabiliriz. Mukaddimede vermiş olduğu kıymetli bilgiler onun bu işte ne kadar mâhir olduğunu gösterir.

Taberî, eserinde Hz. Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) gelen haberlere, sahâbe ve tâbiîlerin görüşlerine dayanır. Saîd b. Cübeyr, Mücâhid, İkrime, Katâde, Hasan-ı Basrî, İbn Cüreyc, Süddî, Abdürrezzâk, Ferrâ, Ebû Ubeyde, Ali b. Ebû Talha (rahimehumullah) ve daha pek çok kişinin kavillerinden ve tefsirlerinden nakilde bulunur. Kisâî, Ferrâ, Ahfeş, Ebû Ali el-Kutrub gibi Basra ve Kûfe lugatçı ve nahivcilerinin görüşlerini zikreder. Vehb b. Münebbih, İbn İshak ve diğer müerrihlerden nakillerde bulunur.

Tefsir etmek istediği âyete “القول في تأويل قوله تعالى” diye başlar ve daha sonra âyetin tefsirini yapar. O âyet hakkında birden fazla görüş varsa birbirine uygun olan görüşleri “ذكر من قال ذلك” diyerek tasnif eder.

Taberi ayeti âyetle, sünnetle, sahâbe ve tâbiînden gelen haberlerle tefsir etmeye çalışır. Aynı zamanda bir hadis alimi olan Taberî, tefsirinde yer verdiği rivayetlerin isnatlarını tam olarak ve titizlikle zikreder, hatta tefsirinde iki yerde râvinin adını unuttuğu için“ذهب عني اسمه” diyerek bunu da açıkça ifade etmiştir[4].

Bu bakımdan onun bu eseri rivayete dayalı tefsirlerin ilk örnekleri arasında sayılmaktadır.

Taberî, kendinden evvelki haberleri sadece nakletmekle kalmamış, bu haberler arasından tercihler yapmış, tercih ve red sebeplerini de açıklamıştır. Bu da ona ayrı bir hususiyet kazandırmıştır.

Ayrıca ayetleri Arap dili kaideleriyle açıklamaya çalışmış, kelimelerin sözlük anlamlarını ve Arap dilindeki kullanılışlarını incelemiştir.

Taberî, sarf ve nahiv meselelerinde de tercihlerde bulunmuş, Arap edebiyatı şiirlerinden bol miktarda şevâhid (örnekler) getirmiştir.

Taberî, tefsirinde pek fazla olmasa da İsrâiliyat’a yer vermiştir. Bu tür rivayetleri Taberî sadece bir haber olarak nakletmiş, isnadlarını vererek bunları değerlendirilmesini okuyucuya bırakmıştır.

Sonuç

Taberî, Cāmi‛u’l-Beyān adlı tefsirinde bir tefsirin temel olarak dayanması gereken usulü ortaya koymuş ve bu konuda kendisinden sonra gelen müfessirlere de rehber olmuştur.

O, rivayet ağırlıklı bir tefsir metodunu benimsemekle beraber dirayeti de kullanmayı ihmal etmemiştir.

Tefsir çeşitlerini incelediğimiz yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.


[1] Süyûti, Tabakatu’l-Müfessirin s. 96

[2] Süyûti, el-İtkân 2/244.

[3] Süyûti, el-İtkân 2/244.

[4] Taberi, Câmiʿu’l-beyân, 1/29 ve 19/63.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu