MakalelerTasavvuf

Abdülahad en-Nûrî’nin (rahimehullah, 1061/1651) Tayy-ı Mekân Risalesi (İnceleme-Metin-Tercüme) -1-

بسم الله الرحمن الرحيم

Keramet meselesi, aklî imkanının ispatlanması açısından kelam ilmi ile, bir veliden sâdır olması açısından da tasavvuf ile sıkı ilişki içerisindedir. Tarihte kelam kitaplarında kerametin mümkün ve vaki olduğu savunulduğu gibi özellikle tasavvuf alimleri de bu konuya hususi olarak ihtimam göstermişlerdir.

Keramet meselesinin alt dallarından biri de kerametin sınırı konusudur. Yani hangi olayların keramet olup hangi olayların olamayacağına dair bir sınır var mıdır yoksa mucize olabilen her olay keramet de olabilir mi?

İşte burada yayınlayacağımız risalede tayy-ı mekân (mekanın dürülmesi) olayı bağlamında bu soruya cevap verilecektir.

Müellifin Tanıtımı

Tam adı Ebu’l-Mekârim Evhadü’d-Dîn Abdülahad b. Mustafa b. İsmail en-Nûrî’dir. Babası Mustafa Safâyî Efendi, dedesi Sivas müftüsü Mültekâ şârihi Mevlana İsmail Efendi, dedesinin babası ise ilim ve fazilet sahibi bir zat olan Kadı Ebu’l-Berekât Hazretleri’dir. Annesi Safâ Hatun da Ebu’l-Berekât Hazretleri’nin oğlu, Şemseddin Sivâsî Hazretleri’nin kardeşi Molla Cami şârihi Zileli Muharrem Efendi’nin kızıdır.[1] Ailesinin şemasını şöyle gösterebiliriz:

Aslen Sivaslı olup orada doğmuştur. Doğum tarihi hicri 1013 olarak verilmişse de[2] müridi Mehmed Nazmi Efendi 1003 olarak vermektedir.[3] 1012’de vefat eden Sultan III. Mehmed’in daveti üzere İstanbul’a dayısıyla birlikte gittiğine göre Nazmi Efendi’nin verdiği tarih doğru olmalıdır.

Sultan III. Mehmed’in daveti üzerine ilerde şeyhi olacak olan dayısı Abdülmecid Sivâsî (rahimehüllah) ile birlikte İstanbul’a gelmiştir. Burada zahiri ve batınî ilimleri tahsil edip icazet ve hilafet aldıktan sonra Midilli’ye gönderilmiş, daha sonra 1033 senesinde Fatih’teki Mehmed Ağa tekkesinde şeyhliğe getirilmiş, 1041 senesinde Fatih Camii, 1051 senesinde II. Bayezid Camii ve Ayasofya-i Kebir Camii’nde vaizlik yapmıştır. Bu vazifeleri sırasında eser telifi ile de meşgul olan en-Nûrî (rahimehüllah) 1061/1651 senesinin Safer ayında vefat etmiştir.[4] Kabri Eyüp’te Sivâsî Tekkesindedir. Vefat tarihine 60 farklı ibare tarih düşülmüştür;[5]

Nazmî Efendi:

[Münserih: Müftei‘lün Fâ‘ilün Müftei‘lün Fâ‘ilün]

Hasretle Nazmî didim târih-i fevtin ânın

“Abdülahad Efendi olsun mukîm-i cennet”

Halifelerinden Feyzî Efendi:

[Remel: Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün]

Feyzîyâ târih-i fevtini didim

“Gitti bizim cennete Abdülahad” (1061)

Müstakimzade (rahimehüllah) ise “eş-Şeyh Abdülahad” (1061) ibaresini tarih olarak zikretmiştir. Yine Müstakimzade’nin düştüğü bir kayıttan 1102 senesinde vefat eden Mustafa isimli bir oğlu olduğu anlaşılmaktadır. [6] Nitekim oğlunun kabri de kendisinin yanındadır.

Abdülahad Efendi’nin hayatını ve kerametlerini geniş biçimde ele alan müridi Nazmi Efendi, onun başta kendisi ve Feyzî Efendi olmak üzere 50 kadar halifesinden bahseder.[7]

Halvetiyye Tarikatının Şemsiyye kolunun Sivâsiyye şubesinin kurucusu olarak kabul edilen Abdülahad Efendi’nin pîr-i sânî Yahya-yı Şirvânî’ye (kuddise sirruhu) ulaşan tarikat silsilesi şöyledir:

 

Müellifin farklı konulara dair 20’den fazla risalesi ve Türkçe Divanı mevcuttur. Bizim burada yayınlayacağımız risale ise tayy-ı mekâna (mekânın dürülmesi) dair telif ettiği eseridir.

Allah’ın rahmeti Abdülahad en-Nûrî Efendi üzerine olsun!

Tayy-ı Mekan Risalesi

Bu konuyu birkaç başlıkta ele alabiliriz;

Risalenin İçeriği

Risalede anlatılmak istenen husus özetle maddeler halinde şöyledir;

  • Aklî imkân açısından mucize ve kerametin farkı yoktur. Mucize olabilen her olay keramet de olabilir.
  • Tayy-ı mekan olayı, mucize olabileceği gibi keramet de olabilir.
  • Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisi için yeryüzünün dürüldüğünü ifade etmesi bu olayın ona has olduğunu göstermez.
  • Bunlara binaen bazı fakihlerin verdiği “evliyanın tayy-ı mekan edemeyeceği” fetvası usul-i fıkıh, usulu’d-dîn ve ulemanın fetvalarına muhaliftir.

Bazı kardeşlerin ısrarı üzerine bu risaleyi yazmaya başladığını ifade eden müellif, birçok Hanefi ve Şafii fıkhı kaynaklarından istifade etmiş ve ulemanın fetvalarını nakletmiştir.

Nüsha Tavsifi

Eserin 5 nüshası tespit edilebilmiştir:

  • Elmalı Nüshası

Antalya Elmalı İlçe Halk Kütüphanesi, nr. 2568, vr. 87a-88a’da kayıtlı nüshadır.

  • Kastamonu Nüshası

Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi, nr. 1219, vr. 32b-34b’de kayıtlı nüshadır.

  • Bayezid Nüshası (و)

Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi, Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu, nr. 1827, vr. 142b-144a’da kayıtlı nüshadır. Müellifin 11 risalesini içeren nüsha, 1080/1669 tarihlidir.

  • Esad Efendi Nüshası (س)

Süleymaniye Kütüphanesi, Esad Efendi Koleksiyonu, nr. 1446, vr. 258b-260b’de kayıtlı nüshadır. 20’den fazla risalenin arasında bulunan nüshada ferağ kaydı yoktur. Fakat bir önceki risalenin tarihi 1090/1679 olduğuna göre bu tarihe yakın olmalıdır.

  • Yeni Cami Nüshası (ي)

Süleymaniye Kütüphanesi, Yeni Cami Koleksiyonu, nr. 1182, vr. 104b-105b’de kayıtlı nüshadır. 20’den fazla risalenin arasında bulunan nüshada ferağ kaydı yoktur. Fakat iki sonraki risalenin tarihi 1047/1637-8 olduğuna göre bu tarihe yakın olmalıdır.

Biz metnin ve son üç nüshada bulunan müellifin minhüvâtının ispatında rumuzu verilen üç nüshayı mukabele ettik. Tevfik Allah’tandır.

Metin ve tercümeyi okumak için buraya tıklayabilirsiniz.


[1]  Bkz. Mehmed Nazmi Efendi, Hediyyetü’l-İhvân, Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmud Efendi Koleksiyonu, nr. 2413, vr. 101b, 102a.

[2]  Bkz. Sadık Vicdani, Tûmar-ı Turuk-ı Aliyyeden Halvetiyye, Evkaf-ı İslamiyye Matbaası, 1341, İstanbul, s. 116.

[3]  Bkz. Mehmed Nazmi Efendi, a.g.e, vr. 102a.

[4]  Bkz. Sadık Vicdani, a.g.e, s. 116, Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, Matbaa-i Âmire, 1333, I/121, Hüseyin Vassaf, Sefîne-i Evliya, Süleymaniye Kütüphanesi, Yazma Bağışlar Koleksiyonu, nr. 2307, vr. 257-262.

[5]  Bkz. Mehmed Nazmi Efendi, a.g.e, vr. 104b.

[6]  Bkz. Müstakimzade, Mecelletü’n-Nisâb, Süleymaniye Kütüphanesi, Halet Efendi Koleksiyonu, nr. 628, vr. 429a.

[7]  Bkz. Mehmed Nazmi Efendi, a.g.e, vr. 145a-163b.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu