Makaleler

Hanefi Mezhebinde İsim Benzerliğinden Dolayı Karıştırılan Alimler -3-

Hanefi Mezhebinde İsim Benzerliğinden Dolayı Karıştırılan Alimler -2- yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Sadrulislâm «صد الإسلام»

Hanefilerde bu lakapla meşhur olan iki kişi vardır:

  • Sadrulislâm Ebü’l-Yüsr Muhammed b. Muhammed el-Pezdevî (v. 493/1100): Meşhur usulcü Fehrülislam el-Pezdevî’nin kardeşidir. Necmeddîn en-Nesefî ve Alâüddîn es-Semerkandî talebelerindendir. Usûlü’d-dîn ve Kitâb fîhi ma’rifeti’l-hüceci’ş-şer’iyye adlı eserleri kıymetlidir.[1]
  • Sadrulislam Tahir b. Mahmud el-Buhârî: el-Muhîtü’l-Burhânî sahibi Burhâneddîn el-Buhârî’nin oğludur. Kıymetli bir Hanefi fakihi olup, el-Fetâva’l-Burhâniyye adlı eserin sahibidir.[2]

Sadrulislâm lakabı Hanefi fıkıh ve usul kitaplarında mutlak olarak kullanıldığı vakit ilki kastedilir.

Sadruşşerîa «صدر الشريعة»

Hanefilerden bu lakapla şöhret bulmuş iki kişi vardır:

  • Sadruşşerîa Ahmed b. Cemâleddin Ubeydullah el-Mahbûbî (v. 635/1237): Bu zat Tâcüşşerîa Ömer ve Burhânüşşerîa Mahmud’un babasıdır.
  • Sadruşşerîa Ubeydullah b. Mesud el-Mahbûbî (v. 747/1346): Usulde et-Tenkîh ve onun şerhi olan et-Tevzîh, fıkıhta en-Nukâye muhtasarü’l-Vikâye ve Şerhü’l-Vikâye gibi kıymetle eserler telif etmiştir.

İlki, ikincisinin dedesinin babası olduğundan ona “Sadruşşerîa el-Evvel” veya “el-Ekber”, ikincisine ise “Sadruşşerîa es-Sânî” veya “el-Asğar” denilmiştir. Sadruşşerîa lakabı mutlak olarak kullanıldığı vakit, ikincisi kastedilir.[3]

Sâhibu’l-Muhît «صاحب الـمحيط»

Hanefi mezhebinde “el-Muhît” adında meşhur iki eser vardır:

  • Birincisi Radiyüddîn es-Serahsî’ye ait olan el-Muhîtü’r-Radavî,
  • İkincisi ise Burhânüddîn el-Buhârî’ye ait olan el-Muhîtü’l-Burhânî’dir.

Mutlak olarak el-Muhît denildiği vakit hangi eserin kastedildiği hususunda ihtilaf olduğu gibi, Sâhibu’l-Muhît denildiği vakit hangi müellifin kastedildiği hususunda da ihtilaf olsa gerektir. Ancak Kuraşî ve ondan nakille İbn Kutluboğa, Sâhibu’l-Muhît ile açıkça Radiyyüddîn es-Serahsî’nin maksut olduğunu söylemişlerdir.[4]

Bu iki alim de Sadruşşehîd Hüsâmeddin Ömer b. Abdülaziz’in talebesidir, ikisinin de yazdığı kitaplarının ismi, içerik ve metodu aynıdır. Bu sebeple birçok defa karıştırılmışlardır. Bu iki meşhur kitabın arasını, birincisine el-Muhîtü’l-Burhânî, ikincisine ise el-Muhîtü’r-Radavî veya el-Muhîtü’s-Serahsî denmek suretiyle ayırt edilmiştir.[5] Mutlak olarak “el-Muhît” denildiği vakit, Kınalızâde, Katip Çelebi[6] gibi bazı alimlere göre el-Muhîtü’r-Radavî, İbn Emir Hâc gibi diğer bazı alimlere göre ise el-Muhîtü’l-Burhânî kastedilir.[7]

Semerkandî «السمرقندي»

Hanefi mezhebinde belki de en yaygın nispet, Semerkandî ile Nesefî nisbeleridir. Her iki nispet ile anılan onlarca alim olduğundan, birçok tabakat ve teracim eserlerinde Semerkandîler ve Nesefîler’in isimleri, eserleri ve haklarındaki diğer malumatlar karıştırılmıştır. Semerkandî nisbesiyle meşhur olan bazı Hanefi alimleri şunlardır:

  • Hakim es-Semerkandî, Ebu’l-Kasım İshak b. Muhammed (v. 342/953): İmam Mâturîdî’nin muasırı olup ders aldığı da rivayet edilmiştir. Uzun süre yaptığı Semerkand kadılığında verdiği isabetli kararlar sebebiyle kendisine “Hakim” denildi. es-Sevâdü’l-a’zam kitabı Mâturîdî’liğin kaynak eserlerindendir.
  • Alâüddin es-Semerkandî, Ebû Bekr Muhammed b. Ahmed (v. 539/1144): Ebü’l-Yüsr el-Pezdevî ve Ebü’l-Muîn en-Nesefî’nin talebesi, Kâsânî’nin hocasıdır. Fıkha dair Tuhfetü’l-fukahâ’sı ve usule dair Mîzânü’l-usûl’u kıymetlidir.
  • Nâsırüddin es-Semerkandî, Ebu’l-Kasım Muhammed b. Yusuf (v. 556/1161): Hanefi fıkhına dair el-Fıkhü’n-nâfi’, el-Câmiu’l-kebîr fi’l-fetâvâ ve el-Mültekât fi’l-fetâvâ eserleri itibar görmüş değerli eserlerdir.
  • Alâüddin es-Semerkandî el-Üsmendî, Ebü’l-Feth Muhammed b. Abdülhamid (v. 552/11157): Sadruşşehîd Ömer’in talebesi, Kerâbîsî ve Abdülkerim es-Sem’ânî’nin hocasıdır. Bezlü’n-nazar fî usûli’l-fıkh, Tarîkatü’l-hilâf beyne’l-eimmeti’l-eslâf ve Şerhu’l-Menzûmeti’n-Nesefiyye adlı eserleri vardır.
  • Rüknüddin es-Semerkandî, Ubeydullah b. Muhammed (v. 701/1301): İbnü’s-Sââtî’nin talebesidir. el-Akîdetü’r-Rükniyye dışında kelam ve diğer alanlara dair birçok eseri vardır. Câmiu’l-usûl adlı kıymetli eseri fakir tarafından tahkik edildi.
  • Alâeddin es-Semerkandî, Ali b. Yahya (v. 860/1456): Gayet uzun bir ömür yaşayan Semerkandî 150 yaşlarında vefat etmiştir. Bahru’l-ulûm adlı tefsirin sahibidir.

Bunların haricinde Semerkandî nisbesi taşıyan daha birçok fakih olup en meşhurları bunlardır. Ayrıca Ebu’l-Leys es-Semerkandî adıyla meşhur olan üç alim daha önce zikredildiği için burada ayrıca yer verilmedi.

eş-Şâşî «الشاشي»

Şâş, Mâverâünnehir bölgesinde bugün Özbekistan sınırları içinde yer alan Taşkent şehrinin bulunduğu yerdir. Hem Hanefi, hem de Şafiî ulemasından bu nisbe ile şöhret kazanmış alimler vardır. Bunların en meşhurları Hanefilerden iki, Şafiilerden iki kişidir:

  • Hanefi olanların birincisi Ebû Ali Ahmed b. Muhammed eş-Şâşî’dir (v. 344/955). İmam Kerhî’nin talebelerindendir. İmam Kerhî âhir ömründe felç olunca, ders vermek için öğrencisi Şâşî’yi, fetva için de Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed ed-Dâmegânî’yi görevlendirmiştir. Kerhî onun hakkında, “Bize hâfızası Ebû Ali’den daha sağlam ve güçlü biri gelmemiştir” demiştir.
  • Hanefi olanların ikincisi Nizâmeddin eş-Şâşî’dir. Meşhur Usulü’ş-Şâşî adlı eserin müellifi yüksek ihtimalle bu zattır.[8] Vefat tarihi malum değildir, yedinci asır ulemasından sayılmaktadır.
  • Şafiî olanların ilki Kaffâl eş-Şâşî diye meşhur olan Ebû Bekr Muhammed b. İsmail’dir (v. 365/976). Kaffâl lakabı kilitçilik mesleğinden kaynaklanmakta, aynı lakapla anılan Abdullah b. Ahmed el-Kaffâl es-Sağîr’den ayırt edilmesi için el-Kaffâl el-Kebîr veya el-Kaffâl eş-Şâşî diye anılmaktadır. Usul ve fıkıhta Şafiî mezhebinin muteber alimlerindendir. İmam Şafiî’nin er-Risâle’si üzerine şerh yazmıştır.
  • Şafiî alimlerinden ikincisi Fahrulislâm Muhammed b. Ahmed b. Hüseyin eş-Şâşî’dir (507/1114). Müstezharî diye maruftur. Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin talebelerindendir.[9]

Şemsüleimme «شـمس الأئمة»

Birçok Hanefi alim için kullanılan bu lakap, mutlak olarak zikredildiği vakit el-Mebsût sahibi Şemsüleimme Muhammed b. Ahmed es-Serahsî kastedilir. Serahsî dışındakiler için kullanıldığı vakit ikinci bir isim ile kayıtlanır. Şemsüleimme el-Halvânî, Şemsüleimme el-Kerderî, Şemsüleimme el-Özcendî, Şemsüleimme ez-Zerancerî gibi.[10]

Şeyhülislâm «شيخ الإسلام»

Birçok alim için Şeyhülislam lakabı kullanılmışsa da Hanefi mezhebinde bu lakap mutlak olarak kullanıldığı vakit şu iki alimden biri kastedilir:

  • Hâherzâde Ebû Bekr Muhammed b. Hüseyin el-Buhârî (v. 483/1090): el-Mebsût, Şerhu Muhtasari’l-Kudûrî ve Şerhu’l-Câmii’l-kebîr eserlerinden bazısıdır. Şeyhülislam unvanının mutlak kullanımında Hâherzâde’nin maksut oldğu İbn Âbidîn’in tercihidir.[11]
  • Ali b. Muhammed el-İsbîcâbî (v. 535/1140): Merğînânî ve Sem’ânî’nin hocasıdır. Şerhu Muhtasari’t-Tahâvî adlı eseri kıymetlidir. Şeyhülislam unvanının mutlak kullanımında İsbîcâbî’nin maksut olduğu ise, Kuraşî’nin tercihidir.[12]

Tâceddîn «تاج الدين»

Bu lakap birçok alim için kullanılsa da Hanefilerde en meşhuru şu ikisidir:

  • Birincisi el-Muhîtü’l-Burhânî sahibi Burhâneddîn el-Buhârî’nin babası Sadrussaîd lakabıyla da meşhur olan Ahmed b. Abdülaziz’dir.
  • İkincisi ise el-Muhîtü’r-Radavî sahibi Radiyyüddîn es-Serahsî’nin babası Muhammed b. Muhammed’dir.[13]

Za’ferânî «الزَّعْفَرَاني»

İkisi Hanefi, diğeri Şafiî olmak üzere üç büyük fakih bu nisbeyle meşhur olmuştur:

  • Ebû Abdullah Hasan b. Ahmed ez-Za’ferânî: İmam Muhammed’in talebelerinden olup, hocasının el-Câmiü’s-sağîr ve ez-Ziyâdât adlı eserlerini tertip etmiştir. el-Câmiü’s-sağîr’i ilk olarak tertip eden kendisidir. Kâdihân, el-Câmiü’s-sağîr üzerine yazdığı şerhte bu tertibe riayet etmiştir. Vefat tarihi meçhuldür.[14] Hanefi fıkıh kitaplarında Za’ferânî ismi mutlak olarak zikredildiği vakit ekseriyetle bu kastedilir.
  • Ebu’l-Hasan Muhammed b. Ahmed b. Ahmed ez-Za’ferânî (v. 393/1003).
  • Şafiî olan ise Ebû Ali Hasan b. Muhammed b. es-Sabâh’dır (v. 260/874): Küçük yaşlarda İmam Şafiî’nin derslerine katılmış olup, onun mezheb-i kadiminin en güçlü ravisidir. Ebû Davud ve Tirmizî bu zattan rivayette bulunmuşlardır.[15]

Zahîrüddin «ظهير الدين»

Birçok Hanefi uleması için kullanılan lakaplardan biri de budur. O alimlerden bazıları şunlardır:

  • Zahîrüddin el-Kebîr el-Merğînânî, Ali b. Abdülaziz (v. 506/1113):[16] Kendisi, babası, dedesi, oğlu, torunu, beş kardeşi ve yeğeninin oğlu hepsi alim ve fakih olup fetva ehliydiler. Altı kardeşin hepsi faziletli alimler olduklarından kendilerine el-ihvetü’l-fudalâi’s-sitte (altı faziletli kardeş) denirdi.[17]
  • Zahîrüddin es-Sağir el-Merğinânî, Hasan b. Ali. Bir öncekinin oğlu ve talebesidir. Kadıhân ve Zahîrüddin Ebû Bekr el-Buhârî el-Merğînânî’nin hocasıdır.[18] el-Akdiye (Akdiyetu’r-Rasûl -sav-), eş-Şurût, el-Fetâvâ gibi eserleri vardır.[19] Katip Çelebi, Akdiyetu’r-Rasûl kitabını, babası Zahîrüddin el-Kebir’e nispet etmiştir.[20]
  • Zahîrüddin Ebû Bekr el-Buhârî el-Merğînânî, Muhammed b. Ahmed (v. 619/1222): el-Fetâva’z-Zahîriyye ve el-Fevâidü’z-Zahîriyye adlı eserlerin sahibidir. Buhara’da muhtesiblik yapmıştır. Bir önceki Zahîrüddin’in talebesidir.
  • Zahîrüddin et-Timürtâşî, Ahmed b. İsmail: el-Câmiu’s-sağîr şarihlerindendir.
  • Zahîrüddin el-Velvâlicî, Abdurreşid b. Ebî Hanife (v. 540/1146):[21] Meşhur el-Fetâva’l-Velvâliciyye’nin sahibidir.

Birçok Hanefi fıkıh kitabında «قال ظهير الدين» şeklinde “Zahîrüddin” ismi mutlak olarak kullanılmıştır. Buralarda kastedilen el-Fetâva’z-Zahîriyye ve el-Fevâidü’z-Zahîriyye sahibi Zahîrüddin el-Buhârî olsa gerektir.

Zeylaî «الزيلعي»

Zeyla’, Kızıldeniz sahilinde, bugün Somali sınırları içinde bulunan bir yerleşim yerdir. Hanefilerde Zeylaî nisbesiyle anılan üç alim vardır. Ancak sonuncusu, ilk ikisine nispetle pek meşhur değildir.

  • Fahruddin Osman b. Ali ez-Zeylaî (v. 743/1343): 705 (1305) yılında Kahire’ye gitmiş ve orada vefat etmiştir. Karâfe mezarlığında medfundur. Kenzü’d-dekâik üzerine yazdığı Tebyînü’l-hakâik şerhi oldukça muteberdir.
  • Cemâlüddin Abdullah b. Yusuf ez-Zeylaî (v. 762/1360): Bir önceki Zeylaî’nin talebesidir. O da Kahire’de vefat etmiştir. el-Hidâye’de geçen rivayetleri tahric ettiği Nasbu’r-râye kitabı çok kıymetlidir. Sonraki el-Hidâye şârihleri bu eserden bolca istifade etmişlerdir.
  • Ebu’l-Leys Muharrem b. Muhammed ez-Zeylaî (v. 1007/1599): Menâkıbü Ebî Hanîfe ve sâhibeyh Ebî Yûsuf ve Muhammed b. el-Hasan adlı kitabı meşhurdur. Ayrıca Hanefi fakihi Zeynüddîn er-Râzî’ye ait meşhur Tuhfetü’l-mülûk adlı fıkıh kitabına şerh yazmıştır.

Zeylaî ismi mutlak olarak kullanıldığı vakit, Tebyînü’l-hakâik sahibi Fahruddin ez-Zeylaî kastedilir. Ancak hadis tahriçleri ile ilgili makamda Zeylaî ismi mutlak kullanılırsa, Nasbu’r-râye sahibi Cemâlüddin ez-Zeylaî maksuttur.

Her şeyin en doğrusunu bilen Âlim-i mutlak olan Rabbimizdir.


[1] Bak. Kuraşî, el-Cevâhirü’l-mudiyye, IV, 98; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 309.

[2] Kefevî, Ketâibu a’lâmi’l-ahyâr, III, 152.

[3] Bak. Ahmed en-Nakîb, el-Mezhebü’l-Hanefî, I, 321.

[4] Kuraşî, el-Cevâhirü’l-mudiyye, IV, 404; İbn Kutluboğa, Tâcü’t-terâcim, s. 361.

[5] Seyyid Bey, Usul-i Fıkıh Medhal, s. 260; Ahmed en-Nakîb, el-Mezhebü’l-Hanefî, I, 341.

[6] Kınalızâde, Risâle fî beyâni’l-istilâhati’l-mütedâvilât, s. 385; Katip Çelebi, Keşfu’z-zunûn, II, 518.

[7] Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 418.

[8] Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 416.

[9] Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 415-417.

[10] Leknevî, Umdetü’r-riâye, I, 84; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 413.

[11] İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, X, 371.

[12] Kuraşî, el-Cevâhirü’l-mudiyye, IV, 403.

[13] Kuraşî, el-Cevâhirü’l-mudiyye, III, 327 ve IV, 367.

[14] Boynukalın, el-Câmiü’s-sağîr mukaddimesi, s. 20.

[15] Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 417.

[16] Kefevî, Ketâibu a’lâmi’l-ahyâr, II, 407; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 204.

[17] Bak. Kuraşî, el-Cevâhiru’l-mudiyye, II, 576.

[18] Kefevî, Ketâibu a’lâmi’l-ahyâr, II, 455; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 108.

[19] Kefevî, Ketâibu a’lâmi’l-ahyâr, II, 460; Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 108.

[20] Karip Çelebi, Keşfu’z-zunûn, I, 205.

[21] Leknevî, el-Fevâidü’l-behiyye, s. 415.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu